Gezi Notları: İzmir (29.10.2009)
Kasım 4, 2009 by admin
Filed under Hayata Dair, Tüm Yazılar
Ve sonunda beklediğim fırsat geldi. Sekiz aydır aklımda olan fakat bir türlü hayata geçiremediğim İzmir ziyareti için en uygun zaman yakaladım (yada ben öyle sandım). Ankara’daki işlerimi hallettikten sonra soluğu otogarda aldım.Ve sabahın ilk saatleri ile birlikte işte İzmir’deyim. Gözlerim kabaca bir taradı şehri, var mı bir değişiklik diye. Bıraktığım gibi duruyordu işte. Denizin üstündeki nemden kaynaklı o puslu hava yine ordaydı ve en önemlisi burnuma denizin kokusu yayıldı birden bire.
Ah ne kadar da özlemişim bu kokuyu. Eve eşyalarımı atar atmaz soluğu eski dostların yanında aldım hemen. Vakit nakit nede olsa. Gidilecek yer, görülecek eş dost çok ama zaman kısıtlı. Altındağ diye yeni bir yer açılmış Karşıyaka-Bornova çevre yolunun dibinde. Kel bir tepeyi yeniden dizayn etmişler, atalarımızın “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur” sözünü onaylarcasına. İzmir kuşbakışı ayaklarının altında, manzara güzel, kahvaltı leziz ve en önemlisi dostlarla sohbet keyifli.
Kahvaltı ardından doğru deniz kenarı. Bostanlı sahilde kahve keyfi ve kulakta dalgaların tınısı. Bıraksala sabaha kadar otururum. Keşke zaman biraz daha yavaş aksa, hiç olmazsa ben burada iken. Sırada kemer altı, kızlarağası hanı ve han arkasında Şükrü Bey’in yerinde fincanda pişen orta şekerli dibek kahvesi keyfi. Herşey güzel ama işte gün sonu. Yol yorgunluğu da eklenince uyku bastırıverdi birden. Neyse ki daha iki günüm var burda.![]()
İkinci günü eş dost ziyaretine ayırdım. Ulaşabildiğim herkesle görüşmeye çalıştım. Görüşemediklerim kızmasınlar bana nolur. Hem İzmir’e yeniden gelebilmek adına bahane oldular bana.
Üçüncü ve son günümü hocam Nuri Pınar ve ebrudan arkadaşlarımla geçirmek üzere atölyeye gittim. Tüm gün boyunca gelen eş dost ile görüşme şansını yakaladım. Oldukça keyifli bir günün ardından işte yine otobüsteyim. Geri dönüş her zamanki gibi hazin ama gerekli.
