Etkinlik: Çiğköfte Partisi
Ekim 27, 2009 by admin
Filed under Hayata Dair, Tüm Yazılar
Sevgili Mehmet Bıçak arkadaşımızın daveti üzerine dün akşam evine çiğköfte yemeye gittik. Keyifli bir ortam içerisinde nefis bir çiğköfte ziyafeti çektik. Gelemeyen arkadaşlara nispet yapmak değil niyetimiz ama en azından gelemeyenlerin neler kaçırdıklarına dair bir fikirleri olsun istedik. Yazılacak pek de birşey yok. Herşey fotoğraflarda zaten açık ve net şekilde görülmekte. Bu organizasyon için Mehmet’e tekrar teşekkür ediyoruz.
Gezi Notları: Bolu-Yedigöller
Ekim 11, 2009 by admin
Filed under Hayata Dair, Tüm Yazılar
Haftasonu havanın güzel olacağı haberini aldıktan sonra kara kara nasıl bir plan yapsam diye düşünürken, Gencer’in karşı konulmaz teklifini içeren mailini gördüm. Evet teklif cazip, şartlar uygundu. Geriye sadece maile olumlu cevap vermek gerekiyordu ki öyle de oldu. Alışverişi akşam Gencer ile beraber hallettik. Alışveriş sırasında kendimize bir hedef belirledik ve buna göre bu piknikte ihtiyacımız olabilecek hiç bir şeyi unutmayacaktık. Sonuç mu? Limon aldık fakat tartırmayı unuttuğumuz ve marketin de kapanıyor olması nedeniyle bırakmak zorunda kaldık. Her ne kadar limon elzem bir malzeme olmasa da hedefi tutturamamıştık işte.
Sabah Ahmet’in evinin önünde buluştuk. Gidecek arabaları belirledik ve malzemelerimizi yerleştirdik. Neler yoktu ki? Yeni gelinimiz Canan börekler açmış, Özgün ise kek pişirmişti. Herşey tam gözüküyordu ve hep beraberce yola koyulduk. Gencer’in tüm gece özenle seçtiği fakat mp3 çaların bende kalması nedeniyle dinleyemediği parçalar eşliğinde çevre yolundan yolumuza devam ettik. Yeniakçakavak çıkışından Menge’ne döndük. Bu andan itibaren iç anadolunun sarısı yerini karadenizin yeşiline bırakmaya başladı. Mengen’den Zonguldak yoluna saptığımızda ise yamaçlardaki ağaçlar ile yol üstündeki çeşmeler eşlik ettiler bizlere. Yol kenarında durup biraz dinlendik. Ardından Yedigöller sapağından yolumuzu değiştirdik. Artık Yedigöller yolundaydık. Buraya kadarki yolu yaklaşık 1.5 saatte geldik. Yol boyunca Nedim ile Canan’ın bahsettiği bozuk yol ile karşılaşmadık. Tam yol böyle düzgün gidecek derken, bozuk yolda bulduk kendimizi ve yaklaşık 25 km lik bölümü tam tamına 1 saat 45 dk. geçebildik. Ömrümde gördüğüm en uzun 25 kmdi bu. Ve yol boyunca bizim dışımızda üç farklı araç daha gördük bu süre içerisinde. Kendi aramızda yolun neden bu kadar bozuk olabileceğini sorgularken, akla yatkın açıklamanın insanları buradan olabildiğince uzak tutmak olabileceğinde karar kıldık.
Ve sonunda giriş kapısına geldik. Allah’ım inanılmaz bir güzellik, ciğerlerimin oksijenle dolduğunu ve başımın döndüğünü farkettim bir ara. İlk defa babam Zonguldak-Beycuma’da görev yaparken gelmiştik buraya. Hatıralar yavaş yavaş canlandı hafızamda. Ağaçların içinden akan sular ve iskelede balık tutmak için uğraşırken kazağıma takılan olta ucu ile boğuşmam film gibi geçti gözlerimin önünden. Hepsi aynen duruyordu işte. Hem ağaç içinden geçirilmiş borulardan akan suları hem de o iskele. Gerçi yılların yükü ile hırpalanmıştı ama dile kolay 22 yıl geçmişti. Ama hala dimdik ayaktaydı işte.
Hızlıca yedi gölden biri olan derin göl kenarında bir masa ayarladık ve kahvaltılık malzemelerimizi çıkardık. Semaverimizi yaktık, çayımızı demledik. Sonbahar ile birlikte renklerin yavaş yavaş değiştiği o eşsiz manzara ile birlikte güzel bir kahvaltı yaptık. En eğlenceli kahvaltılarımdan biriydi bu. Sabah aç karnına yaptığımız yolculuk ve işkence gibi gelen 1.45 saatlik o kötü yolun etkisiyle kahvaltıyı biraz fazla kaçırmışız. Sanırım hem temiz hava hem de o şen şakrak ortam normal zamandakinden fazla yememize neden oldu
.
Yemek ardından hemen Yedigöller de yürüyüşe çıktık. Sırasıyla diğer gölleri, şelaleyi ve gülen kayaları ziyaret ettik. Önümüzde sürekli olarak bilgisayarlarımızın masa üstlerinde karşılaştığımız resimlere taş çıkaracak güzellikte bir manzara ve insanı alkol almadan sarhoş edecek kadar etkili temiz hava.
Her güzelliğin bir sonu olduğu gibi, bu güzel günün de sonuna geliyorduk. Bu sefer rotamızı geldiğimiz yerin tersine çevirerek Bolu ‘ya doğru yola çıktık. Arkamızda akşam güneşinin altında sarı, turuncu ve yeşilin bir arada gözlerimize sunduğu o muhteşem görüntü ve dillerde ise bu güzelliğin gelecek nesillere de kalabilmesi için yapılan dua ve temenniler kaldı.
Bolu’yu geçerek Kaynaşlı’da bulunan ve oldukça ünlü olduğu söylenen İsmail’in yerine ulaştık akşam 18:00 civarında. Yemeklerimizi söyledik ve bu arada günün kritiğini yaptık kendi aramızda yemeği beklerken. Yemek sonrası çaylarımızdan son yudumlarımızı alırken saatler 21.30 u gösteriyordu ve artık Ankara’ya doğru yola çıkma zamanı gelmişti. Yine arabalara doluşarak hızlıca yola koyulduk. Evlerimize vardığımızda saatler 23.45 i gösteriyordu.
Bolu-Yedigöller hakkında daha fazla bilgi ve fotoğrafa http://www.yedigoller.info adresinden ulaşabilirsiniz. 25 Km lik bozuk yolu göze alabilirseniz ki buna kesinlikle değecektir, mutlaka görülmesi gereken bir yer.
Gezi ile daha fazla fotoğrafı aşağıdaki albümden takip edebilirsiniz.
