SANA YAPILMASINI İSTEMEDİĞİN HİÇ BİR ŞEYİ BAŞKASINA YAPMA...

Ankara-İstanbul-İzmir Hattında 12 Gün

Ekim 25, 2008 by admin  
Filed under Hayata Dair, Tüm Yazılar

İZMİR-ANKARA HATTI

Evet yeni bir serüven ve yeni bir yolculuk için herşey hazır. İş görüşmesi için gerekli olabilecek tüm teçhizat tamam. Takım elbise, gömlek, boyalı ayakkabılar ve kravat. ve tabi ki otobüs biletimiz diğer kullandığımız 30 bilet gibi abone olduğumuz aynı firmadan alındı. Oley bu sayede bir biletim de bedavaya gelecek! :D Gelişecek süreç gözümün önünden geçip duruyor. Yaklaşık 8 saatlik yorucu bir yolculuk, ardından yerini tam olarak bilmediğin bir yere vaktinde yetişmek için üzerine binen stres ve baskı, bunu takiben görüşmenin başlamasına kadar her dakikası bir ay gibi hissedilen bekleme zamanı ve nihayet görüşme anı. Şu formlardan kaç tane doldurduğumu unuttum. Artık gözü kapalı ve alışkanlıkla düşünmeden dolduruyorum. Okuyup okumadıklarından emin bile değilim. Ve en komiği ise karşı tarafın elinde bulunan sizin daha önce özene bezene hazırlamış olduğunuz özgeçmişin olması. O zaman ne diye aynı şeyleri doldurup duruyorum. Herneyse büyük dikkat ve sabırla cevaplanan sorular ışığında geçen 15 bilemedin 20 dakika. Görüşmeden duyulan memnuniyetin bildirilmesi ve akabinde yolculanmanız 30 dk. kadar sürüyor. Kendi kendinize sormadan edemiyorsunuz. “Bu kadar zaman ve masrafa değermiydi?” diye. Ama maalesef sistem bu şekilde işliyor ve buna uymak durumundasınız. Ve bu durum firmanın politikasına bağlı olarak 3-4 defa tekrarlanabiliyor. Sonuç mu? Asla garanti değil.

Görüşme ardından Ankara sokaklarını dolaşıyorum. Bir önceki ziyaretin kırgınlığı üzerimde. Ayaklarım bilinçsizce taşıyor beni mekandan mekana. Ve bir yerin kapısında duruverdim. Plaklı Figüran Kahvehanesi isimli bu yerde eski kırkbeşliklerden nağmeler eşliğinde duvarlardaki eski türk filmlerine ait posterlere dalarken bir yandan da Nuri Alço Burger şeklinde farklı tatlar deneyebiliyorsunuz. 2-3 saat kadar zaman geçirdikten sonra ayaklarımın beni başka bir mekana taşımasını bekledim durdum. Bir kıraathane arıyordum ama ismini bile bilmiyordum. Ayaklarım aynı sokaklar içerisinde dönüp durdu, fakat bulamadı. Neyi niçin aradığı ise bi meçhul.

Bir gün sonra Ankara Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen ve 22 ülkeden el sanatçılarının katıldığı inanılmaz güzellikte bir fuara gittim. (İlgili bilgi için http://www.artsankara.com adresine bakabilirsiniz.) Eskişehir’den lületaşı ile yapılmış biblolardan tutunda, Erzurum oltu taşından yapılma tespihler, Trabzon gümüş işlemelerinin inanılmaz örnekleri ve daha niceleri. Türkmenistan’dan gelme ipekler, İran’ın muhteşem halıları. Suriye’den sedef kakmalar tek kelime ile muhteşemlerdi. Tabi benim için en önemlileri ebrulardı. Hele güzelim bastonlara işlenmiş ebrular tek kelime ile muhteşemdi. Cam ve kristal bibloların nasıl yapıldığına canlı şahitlik etmek ise benim için bulunmaz fırsattı. Fuar sonrası açlığımı ise bina dışında kurulmuş olan ve Türkiye’nin her yerinden farklı tatlarınının sunulduğu alanda giderdim. İnsan hepsinden tatmak istiyor ama ne mümkün. Bu açıdan Ankara oldukça verimli geçti.

ANKARA-İSTANBUL HATTI

Cumartesi Ömer’in düğünü için hazırlıkla geçti.Gündüz yaptığım yolculuk ardından dinlenmeye fırsat bulamadan düğün için hazırlandım ve Mecidiköy meydandan kalkacak olan servise yetiştim. Burdan topluca İstanbul’un diğer yakasındaki düğüne gittik. Eski dostlarla sohbet fırsatı bulduk ve genç çifte mutluluklar diledikten sonra vedalaşıp evlere dağıldık. O gece Murat’larda kaldım ve 5.5 aylık kızıyla oynadım durdum. Maşallah çok şeker çok tatlı bişey olmuş. Allah nazarlardan saklasın. Ertesi gün iş görüşmesi için yine o bildik telaşın içerisinde hazırlıklarla geçti ve görüşmelerimi tamamlayıp beklemeye geçtim. 1 hafta kadar İstanbul’da beklediktens sonra dönüş vakti geldi.

İSTANBUL- İZMİR HATTI

Ve bu kadar sürenin sonunda biraz buruk biraz hayal kırıklığı içerisinde evime dönüyorum. Şu son 4-5 ay içerisindeki yaşadığım sıkıntılı süreç yüzünden tadım tuzum yok. Ama olsun. Her gecenin ardından bir gündüz ve her kışın ardından bir baharın geleceği belli iken, elbet bu sıkıntılar da geçecek. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın dediği gibi. “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.”

Yunus Gibi

Ekim 11, 2008 by admin  
Filed under Hayata Dair, Tüm Yazılar

Bugünlük sadece çok sevdiğim bir şarkının sözlerini eklemek istedim.

Yunus Gibi

Sana öyle hasretim ki bir çabam yok varam diye

Yandım ama susuzluktan, içmiyorum haram diye

Bana cansın gönlüme yar , nasıl tatlı özlemin var

Dolaştırırsan diyar diyar bir gün demem aman diye


Gözüm sende gönlüm sende

Ben yok oldum artık bende

Çağırsan da gel desende

İnan gelmem ferman diye.


Güfte: Ayten BAYKAL

Bruksizm

Ekim 4, 2008 by admin  
Filed under Hayata Dair, Tüm Yazılar

Bir kaç gündür uykumda ciddi şekilde çenemin kasıldığını hissediyorum. Tabi sabahları kalktığımda da başta çenem olmak üzere dişlerimin, çene kaslarımın ve başımın ağrıması da çabası. Önceleri pek dikkate almasamda bilen bir dostuma danıştım. Strestendir cevabını aldıktan sonra biraz da internette araştırayım dedim ve şu sonuçlara ulaştım. Diş gıcırdatma yani Bruksizm uykuda konuşma ve horlamadan sonra en sık görülen uyku problemlerinden biriymiş. Çoğu kez hasta bunun farkına bile varmazmış (Allah’tan ben bunu hissedebildim.)

Hastalık: Bruksizm (Diş Gıcırdatma)

Belirtileri: Aşınmış diş yüzeyleri, (özellikle köpekdişleri ve kesicidişlerde görülür),dişeti iltihapları, kulak ağrıları, çene ekleminden ses gelmesi, baş ağrıları ve ense kaslarında gerginlik.

Nedenleri: En büyük nedenlerinden biri günlük problemlerden kaynaklanan öfke ve stres. Bu hastalığa sahip kişiler kaldıramayacakları bir yükün altındaymış gibi hissederler, ama öfkelerini hiç kimseden çıkaramazlar. Bu yüzden de, sanki o problemleri dişleriyle parçalayıp yok etmeye çalışırtıklarından böyle bir durum oluşur. Bunun yanı sıra az bir ihtimallede olsa ağız içerisindeki dolgu ve protezlerden de kaynaklanabiliyor.

Tedavi Yöntemi: Öncelikle bir diş doktoruna giderek sorunun dolgu ve protezlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerekiyor. Eğer dişler ile ilgili bir problem yok ise aşağıdaki pratik yöntemler kullanılabilir.

  • Çene kaslarınızı iyice çalıştırın. Yatmadan önce bir havuç yiyerek, çene kaslarınızı yormuş ve yatıştırmış olursunuz. Böylece de, çene kaslarınızın uykudayken çiğneme hareketleri yapma yatkınlığı azalmış olur.
  • Gözlerinizi kapayın ve kaşlarınızın arasındaki üçüncü bir gözün varlığına yoğunlaşın. Bu hareketin amacı,gözler kapalıyken bir şeyler görmeye çabalamaktır. Çin kökenli bu gevşeme alıştırması, yüz bölgesindeki tüm kasları gevşetir ve baş ağrısını da yok edebilir.
  • Diş hekimlerinin “gece plağı” dedikleri, boksörlerin maçta dişlerini korumak için taktıklarına benzeyen, yumuşak veya katı plastikten yapılan diş koruma gereçleri sayesinde dişlerin aşınmasının önüne geçilebilir. Ama çene kasları yine de çiğneme hareketlerini yapmayı sürdüreceklerdir. Ancak, katı plastikten yapılan “gece plağı” çene kaslarının bu refleksine bir son verebilir.
  • Yatmadan yarım saat önce içilen bir bardak bitki çayı uyumayı kolaylaştırdığı gibi, sinir sistemini de yatıştıracak ve belki de diş gıcırdatmasının önünü alacaktır. Adı geçen bitkileri demleyerek, kendinize en uygun olanı seçebilirsiniz.Tadını beğenmediğiniz bir bitkiyle beğendiğiniz birini eşit oranda karıştırarak da kullanabilirsiniz. Kedi otu kökü, sarı kantaron, şerbetçiotu, mayıs papatyası, ıhlamur, oğulotu, nane, ökseotu.